Tuhaf Bir Gün | Bölüm I

26-2-2004

İyice hızlanmaya başladı, adımları koridorda hızla yankılanarak tekrar geri dönüyordu. Her dönüş sanki hayatının bir noktasını işaret ediyordu. Durmadan atılan adımlarda katilden biraz daha uzaklaştığını hissediyordu bu duygu onu deliye çevirmekle kalmayıp bütün gücünü de alıyordu adeta. 10 yıl önce başlanmış bir kovalamaca bütün hızıyla devam ediyordu ancak ortada 20 yıllık züppe gençler yerine artık hayatın karmaşasına maruz kalmış beyinlere sahip 30' luk insanlar vardı. Bir ölüm ve başlayan kovalamaca, bir gençliğin hatası kaçılamayan benlik ve duygular.

Küçük bir çocukken annesinin anlattıkları geldi aklına "kendine sahip ol evladım, düşün ve rahat yaşa" derdi. Annesinin bu sözlerinin önemini anlamadığı gibi bu sözlere uymamanın da cezasını anlayamamıştı hala. Kovalamaca sürüyordu....

Büyük bir hızla ayakları betonda kayarak sağ tarafa döndü, ardından ne olduğunu anlayamadan iki metre kadar geriye sert betona düştü. Kafasında müthiş bir ağrı ve koridorlarda da acı bir çığlık vardı...

Kafasını doğrultmayı becerebildiğinde bir hemşirenin yerde karşıda yattığını gördü, o zaman anlamıştı dönerken hemşire ile çarpışmış ve çok hızlı olduğundan dolayı ikisi de bir taraflara fırlamışlardı. Hemşireye doğru gidiyordu ki birden her yer karardı ve düşünceleri soluklaştı...

Gözünü açtığında etraf buz gibiydi büyük bir soğuk, tarif edilemez bir serinlik... Duyuları hassaslaşmıştı, uyuşukluktan kurtuluyor ve soğuğun etkisi ile de hızla kendisine geliyordu. Gözü bu tuhaf mavimsi auraya yeni alışmıştı, etrafı incelemeye başladı. Duvarlar hafif buz tutmuş ve yer yer kan lekeleri ile bezenmişti. Daha yaklaşmak için attığı adımda hafif bir yumuşaklık vardı. Ayağının altındaki balçığa baktı kanın pıhtılaşmış ve soğuktan iyice koyulaştığı bir birikinti vardı. Bir an için irkilerek geri kaçtı kafasına yarı yumuşak buz gibi bir şey değdi. Hızla arkasına baktığında kanı üstünde kurumuş bir gövde duruyordu.

Acı bir çığlık attı beyni durmuştu adeta kaçmak istercesine arkasına döndü kapı olarak algılayabildiği bir bölgeye doğru hızla koşmaya başladı ne olduğunu ve ne yaptığını düşünmeden her adımda için için çığlıklar atıyordu.

Geniş bir yerdi bulunduğu ve o duvardaki diktörtgen, kulplu cisme hemen ulaşmak istiyordu adımlarını soğuktan açabildiği kadar açmaya çalışıyordu, yavaş yavaş ısındı gözünü açtığı zaman ani bir şekilde havalandı.... Boğazında büyük bir acı vardı, boğazındakini tutmaya çalıştı ayakları boşlukta sallanıyordu, ses çıkmıyordu artık sadece boşlukta sallanan ayakların rüzgarın etkisiyle oluşturduğu melankolinin sesi vardı. Acı ve hafif bir yankı yapacak kadar.

Gitgide yavaşladı eli ile tutunduğu ipe kendini çekmeye çalıştı ancak, çekebildiği son noktadaydı ki birden tüm gücü çekilir gibi hissetti daha fazla tutamadığı eline kesen metal ipi bıraktı ve büyük bir ses ile yere indi... Artık ne bir ses çıkartıyor ne de düşünüyordu... Buzhane de hala kancaya takılıp kırılan boğaz kıkırdağından çıkan sesin yankısı vardı...

Ardından dinlendirici bir su sesi gibi hafif akan kanın sesi duyuldu bir kişi daha yok olmuş, buzhane her zamanki sessizliğine gömülmüş bir daha ki kurbanı ve yerlere kurumuş kan lekesi bırakacak hayvanları beklemeye başlamıştı...

Tarih : ?.Temmuz.2001
Son düzenleme tarihi : 12.Kasım.2002

Recent Blog Posts

See all of the blog posts