Son günlerdeki öğreten adam temama yıllardır yazmak isteyip bir türlü yazamadığım bu yazı ile devam ediyorum...
Blog yazmaya başladığım ilk günden bu yana düzenli soru e-mail' ları alıyorum. "Hangi antivirüs' ü alayım?" dan tut "Erkek arkadaşım bilgisayarı benden çok daha fazla seviyor ne yapayım?" a kadar. Ciddiyim ikinci soru ve farklı varyasyonlarını bir kaç defa gördüm.
Kişisel sorulardan hiç bahsetmiyorum bile...
Henüz daha toyken hemen hemen tüm bu emaillara cevap veriyordum. Daha sonradan fark ettim ki bu emailların yarısı cevabı bile hak etmiyor. Ben de bizzat tanımadığım kişilere email ile soru soruyorum, bunların bazıları çok meşgul ya da günde 100 tane email alan kişiler. Kitap yazarları, teknik adamlar, blog yazarları vs.
Bu soruları sorarken şu kuralları izlemeye çalışıyorum:
Altın Kural
Soru sorduğum kişi bana cevap vermek zorunda değil.
Kural 1
Kendi yapabileceğim bir şeyi başkasından istemem. Mesela Google' da arama yapmak gibi!
Kural 2
Sorduğum sorunun cevabını verecek kişinin eforunu minimuma indirmem gerekiyor.
- Soru hakkında kişinin neleri bilmesi gerektiğini düşünüp bunların hepsini daha o istemeden ilk emailda göndermeye çalışırım. Dolayısıyla sorduğum kişi bana dönüp 10 soru daha sormak zorunda kalmaz.
- Emailı mümkün oldukça kısa tutmaya çalışırım. Kısa yazı yazmak kolay bir iş değil, dolayısıyla göndermeden sorunun üzerinden defalarca geçip yeterince kısa mı?, anlatmak istediğimi en efektif şekilde anlatabildim mi? diye düşünürüm.
- Emailları adam gibi dil bilgisi ile yazmaya çalışırım. Yazım kuralları olabildiğince doğru olmalı. En azından bir "spell checker" kullanalım değil mi? Eğer ben yazdığım emaila 5 dakika harcayamıyorsam cevap verecek kişi neden 20 dk. uğraşıp cevap versin ki?
Kural 3
Kibar ol. Bkz: Altın Kural
Tanımadığınız insanlara tanımadığınız insanlar gibi yaklaşın. Askerde birlikte bot bağlamış gibi değil. Burada herkesin tipi farklı tabii ki, benim blog üslubumdan dolayı genelde aldığım emaillarda insanlar senli-benli hitap ediyorlar ki bence hiç bir sorun yok, hatta siz diye gelen emaillar biraz tuhafıma gidiyor ama bu durum herkes için geçerli olmayacaktır.
Buna rağmen daha kendinin kim olmadığını söylemeden, selam sabahsız emaillarda genelde anında siliniyorlar. Aradaki farkı iyi bilmek lazım.
Kural 4
Karşıdaki kişinin konusu ile alakalı bir şey sormaya çalışırım.
Mesela bana Java konusunda teknik sorular geliyor. Acaba bugüne kadar Java' yı küfretmek dışında cümle içerisinde kullandığımı kaç defa görmüşler ki?
Kural 5
Elimden gelen her şeyi yapmama rağmen kişi cevap vermezse kızmam. Dolayısıyla emailları yazarken varsayılan olarak cevap almayacağımı düşünürüm, cevabın gelmesi beni sevindirir. Bkz: Altın Kural
Altın Kural, altın kural, altın kural.... Karşıdaki kişi bana cevap verme yükümlülüğünde değil bana cevap veriyorsa bu büyük bir kıyaktır. Bunu unutmadan yazdıktan sonra gönül rahatlığı ile bir yabancıya email atıp soru sorabilirsiniz.