Konuşma Hakkı

13-5-2009

Türkçe' de harika deyimler ve atasözleri var5

Özellikle köşe başındaki bakkal amcanın "Bir Bakkalın Deneyimleri – There is no spoon2" isimli bir blog açtığı şu Web 3.0-5.0-2.0 günlerinde kimin bir şeyler yazmaya, bir konu hakkında konuşmaya hakkı olduğunu incelemek gerekli.

"Konuşma Hakkı" derken bilmeyen konuşmasın gibi anlaşılmasın. Bilgi seviyesinden bağımsız "Konuşmak","Yazmak","Paylaşmak" güzel ve faydalı şeyler. Her şeyden önce insanların zaten bir "içini dökme" ihtiyacı var, genelde sevgili ev hanımları gibi hemen yan kapıdaki web startup' ına kahve içip komşunun AJAX kullanmasını çekiştirmeye1 gidemeyeceğimize göre biz de blog yazıyor, FriendFeed' de sağa sola laf atıyor, e-mail ile dedikodu yapıyoruz. Benim değinmek istediğim bu konu değil.

Öncellikle 3 paragraf yazıp hala bahsedeceğim konuya giriş yapamamış olduğumdan dolayı kendimi tebrik ediyor ve konuşacağım konuya giriş yapıyorum.

Mesela "zengin olmak istiyoruz" gittik Amazon' da kitap arıyoruz.

3 tane kitap bulduk:

Bu kitaplardan hangisinin daha iyi olduğunu anlamak çok kolay, tüm yazarlara bakarız hangisi bu kitaptan önce zenginse o kişinin bu konuda bir kitap yazma ehliyeti olduğuna karar veririz. Eğer bir kişi nasıl zengin olunacağını anlatıyorsa ama kendisi zengin değilse bu denklemde bir hata var demektir3.

Özetlersek:

"Biri size bir şey anlatıyorsa, o kişinin anlattığı konuda otorite olmasa bile iyi seviyede biri olması gereklidir". Eğer birisi bana gelip ben harika SEO yaparım diyorsa o kişinin sitesinin Google' da ilgili aramalarda yukarıda olmasını beklerim.

En azından teorik olarak durum bu şekilde ama hayat ortadan beyaz boya ile ayrılmış iki yollu bir şerit değil. Bazen henüz adını sanını duymadığınız bir kişi bir konu hakkında inanılmaz bir fikir ile gelebilir, kişiler aslında yazdıkları konuda çok ileri seviyede olsalar da yayında bir şeyleri yoktur, gelecekte o konuda süper bireyler olacaklardır ve bunun ilk kıvılcımlarını gösteriyorlardır.

Blog okurken özellikle uzman olmadığınız konularda4 bu istisnalara düşme şansınız kaçtır tartışılır, makale, blog ve fikirle dolup taşan bu sanal ortamda değerli vaktinizi bu istisnalara ayırmanın yatırım olarak getirisi de tartışılır.

Haklı olarak ironiyi fark edip "Ferruh sen bu konuda yazmışsın ama senin bu konudaki otoriten nedir?" diyeceksiniz ben de size "Ben lafımı ortaya korum, beğenen alır, beğenmeyen Alt + F4 yapar" diyeceğim. Bir de işte bu tip yazılar var, yazar kendi beynindeki kişisel fırtınayı blog aracılığı ile yazıya döker ve ondan sonra diğerlerinin düşünceleri ile bir sonuca ulaşmaya çalışır.

1 Güvenlik sektöründe genelde piyasada tanınan, herkesin bildiği ama aslında kazma olan kişiler çekiştirilir, racon budur. Ek olarak abartılmış açıklar ya da aynı konuşma ile 10 güvenlik konferansına gidenler de bu arada kaynar.

2 Niye üç blogun iki tanesinin adında "There is no spoon" geçer hiç bilmiyorum. Bu sanırım MMORPG larda karakter isimlerden "Dark" kullanmak gibi bir şey olsa.

3 Eğer yazarlardan biri kitap sayesinde zengin olduysa aynı yazarın marketing kategorisindeki "How to sell every single shit in the earth" kitabını almanızı tavsiye ederim.

4 Eğer o konuda uzmansanız ne okuduğunuz önemli değil. İlk defa duymuş olsanız bile okuduğunuzun fikrin iyi, süper veya saçma olduğunu anlayabilirsiniz.

5 Türk dilisi ve edebiyası derslerinde "deyimler" konusunda uyuya kaşdığımdan hangisinin deyim, hangisinin atasözü olduğunu çözemedim. Ama eminim ki yardımsever(!) bir TDK şövalyesi önce ayrı yazmadığım "de" ve "da" lar için beni sorguya çekecek sonra da bu gizemli konuya bir açıklık getirecektir.

Recent Blog Posts

See all of the blog posts