Köle Olmayı Seçmek

29-12-2008

Bu yazı arada yazdığım gibi giriş – gelişme – sonuç kavramlarından uzak, daha çok bazı duyguları düşünceleri tetiklemeye eğimli bir yazıdır. Ek olarak yazı genel bir konu üzerinde dolaşmayı bile becerememekte. Dolayısıyla diğer bir kendi halinde yazı olarak Kabul edilebilir...

İnsanoğlu kendi elleriyle hayatı o kadar komplike bir hale getirdi ki bu dünyada hayatta kalabilmesi için artık 15 sene eğitim alması gerekir hale geldi. Yaşayabilmesi için hayatının %75' ini çalışarak geçirmek zorunda kaldı. Küçüklükten başlayarak bu durumu o kadar güzel bir şekilde yeni beyinlere empoze etti ki, kişiler kendilerinin köleliğini savunur hale geldi. Para, dünya, şan, şöhret için çalışmak önemli, değerli hatta saygı duyulacak bir iş gibi gösterildi. Daha sonra öyle bir noktaya geldi ki artık herkes bunlar konusunda hem fikir olmaya başladı.

Bir insan şunu söyleyebilir hale geldi:

Eğer zengin olsaydım da bu şekilde çalışırdım

Eğer siz de haftanın 5-6 gününü geri kalan 1-2 gününü yaşayabilmek için harcadığını hazmedeyenlerdenseniz, neden bahsettiğimizi anlıyorsunuz demektir. Çalışmak için çalışan insanların olduğu bir toplumda yaşar olduk, artık bizi köle yapmıyorlar biz kendimiz "özgür" irademiz ile köle olmayı seçiyoruz. Kendimizi kendimizden azad edebilecek miyiz?

Herkese yetecek bir dünyayı paylaşamıyoruz, 1500 somalilinin öldüğü bir operasyonda 18 amerikan askeri için film çekiyoruz (çünkü 1 yankee = 100 somalili değerinde!), neyi neden yaptığımızı bilmiyoruz, nereye gideceğimizi düşünmüyoruz. Bir kaç gün önce dünyayı değiştirecek fikirleri düşünüyordum, "Her iyilik yapılan kişi üç kişiye iyilik yapsa", "The Venus Project" vs.

Sanırım "Bill Gates' i müslüman yapmak" listenin başına konulabilir. Bunun anlamı dünyanın en zengin adamlarından birinin Zekat ödeyeceği yani her sene elindeki tüm değerlerin 40/1 ini fakirlere dağıtacağı anlamına geliyor. Belki sadece Bill Gates' i müslüman yapmak tek başına dünyadaki açlığı çözmeyecektir, ama ütopik bir şekilde tüm dünyanın zekat verdiğini düşünün. Bu ütopik dünyada fakirlik diye bir sorun olmayacaktı.

Bugünün global dünyasında yaşayan insanlar olarak her saniye suçluluk duygusu içerisinde olmamak mümkün olabilir mi? Benim doğduğum yer ondan daha iyi, o daha doğarken kaybediyor. Ben komşumdan daha çok kazanıyorum, benim şansım yaver gitti, kolum ve bacağım var, görebiliyorum ve konuşabiliyorum. Oradan insanlar savaşta ölürken ben MSN' de arkadaşlarımla muhabbet edip blogumda züppelik yapıyorum, suçluluk duygusu içerisinde olmamak mümkün mü?

Sanırım bunun tek çözümü İlahi Adalet' e inanmak, bilmek değil idrak etmek. Hiç bir şeyin kimsenin yanın kalmayacağını ve kimsenin sınavının başka biri ile aynı olmadığını anlamak.

Şimdi hepinize Happy Xmas, Hannukah ve new year...

* The Venus Project ve Zeitgeist Addendum -çok tek taraflı bir film, izlerken yargınızı kaybetmemeye çalışın- bunu tetikledi

Recent Blog Posts

See all of the blog posts