Süper Makale Fikir Üretme, Etki ve Tepki

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama bir bakıyorsunuz altı tane aynı dönem şairi çok yakın arkadaşlar, çünkü hepsi aynı mahallede büyümüşler ya da bir dizi oyuncunun hepsi çocukluk arkadaşı ve hepsi de çok ünlü ve benzer projelerde çalışıyorlar. Mesela Türkiye de bir dönem çok popüler olan muhasabe yazılım firmalarının en büyük ikisinin sahibi üniversitede aynı sınıfta olmaları ya da bugünün internet ve bilgisayar dünmyasının bu hale gelmesinde MIT' nin büyük rolü ve o günün MIT' sindeki simaların bugün bu sektörde çok büyük imzalarının bulunması gibi. Örnekleri çoğaltabiliriz popüler IDS' lerin geliştiricilerinin oda arkadaşı olması gibi. [1]

Benim eski ve uçuk teorilerimden biri insanların etrafındaki kişilerin beyin dalgalarından etkilenip istem dışı olarak bilgi çalmaları ve aynı noktaya ulaşmalarıdır. A Scanner Darkly' de bir yatak muhabbetinde de bu felsefenin kırıntıları görülebilir. Yani bir nevi beyninizin diğer insanların beyin dalgalarını çalıp bilinçaltında kullanması. Tabii ki yıllardan sonra bu teorimi daha oturaklı bir hale getirdim ve şuna çevirdim:

İnsanlar çok gelişmiş makineler, lakin girdi olmadan çıktı üretemezler. Mesela henüz ergenliğe erişmemiş bir çocuğa cinsel ilişkiyi anlatamazsınız [5], o çocuk henüz o bilgiyi idrak edecek bir girdiye, içgüdüye sahip değildir. Rasgelelik konusuna hakim olanlar buradaki noktayı daha çabuk kavrayabilirler. Rasgele bir sayı üretmek için genelde bir "seed" kullanırsınız, yani rasgeleliğin temelini oluşturacak girdi. Bilgisayarlar tamamen tahmin edilebilir olduklarından bilgisayarın kendisi aslında hiç bir zaman rasgele bir şey üretemez, bu yüzden gerçek rasgelelik (TRNG) çok daha komplike bir sistem gerektirir mesela "evren" gibi, "dünya" gibi, bu tip planını yapamadığımız, bir sonraki adımını tahmin edemediğimiz sistemler bizim için rasgele olan girdiler sağlayabilirler. Bu yüzden bazı sistemler rasgelelik sağlayabilmek için dış dünya datalarını kullanırlar, sıcaklık, nem, ses, hareket, ışık vs.

Şimdi demek ki insan girdi olmadan çıktı üretemiyor, hayalgücünün belli limitleri ve şekillendiricileri var, demek ki gerçekte rasgelelik yok ama bir dizi etken ve sonuçlar var. Teoride buna dayanıyor. Eğer insanlar aynı kaynaklardan besleniyorsa ürettikleri şeyler ve ulaştıkları noktalar da benzer olacaktır. Yani aynı web sitelerinden, aynı bloglardan, aynı televizyon dizilerinden, aynı filmlerden, aynı müziklerden ve bazen aynı coğrafyadan, hatta aynı öğretemenlerden, aynı kitaplardan beslenen topluluğa dahil olan kişiler aynı ve benzer üretimler yapacaktır. Eğer yarın bir gün bir sosyal platform çıkar ve bu kaynakları tek bir yerde toplar ardından da aynı kaynaklardan beslenen kişileri eşleştirirse bu kişilerin benzer çıktılar ürettiğini gösterecektir.

Özellikle yakın dönem trendlerini tahmin etme ve bir sonraki adımı görme de bunun sonuçlarından biridir. Ancak buradaki kişi çok sevinmemeli çünkü sektörün bir sonraki adımını tahmin edebilmiş olsa da onunla aynı havuzdan beslenen diğer kişilerde bu bir sonraki adımı tahmin edebilecektir. İşte o noktada "Fikir x Harekete Geçirme x Hız" formülü sonucun değerini belirleyecektir. Fikir' i bu formülden çıkartırsanız gerçekten önemli olanın eyleme geçirme kalitesi ve bunu ne kadar hızlı yapabildiğiniz olduğunu göreceksiniz [2].

Aynı nedenlerden dolayı tarihe icatlar ile ya da yeni yaklaşımlar ile geçmiş bir çok kişi toplum tarafından "kopuk", "manyak", "deli", "sorunlu" olarak nitelendirilmiştir, ya da okuldan atılmıştır. Ressam, müzisyen ve benzeri sanatçılar olduğu kadarıyla teknik kişiler de bir istisna değildir. Ek olarak bazı bilim adamlarının büyük bir buluşa ulaşmalarını sağlayan neden onların "genel olarak kabul gören" bir şeyi kabul etmemiş olmalalarıdır. Bu da aynı "Balığa suyu anlatmak gibidir", Ne zaman balık kendini sudan bağımsız sayabilir o dakikada suyun ne olduğunu anlayabilir, aksi takdirde su onun için dogma bir bilgidir, bunu tekrar tanımlamak ve anlatmak mümkün olmayabilir.

Ana konuya dönersek iki tip girdi olduğunu görebiliriz:

Genel Girdi
Bu klasik genel kültür girdisidir, bunun sayesinde kahvede iyi bir konuşmacı olabilir ve hatta bir sonraki haftaki memleket gündemini bile çözebilirsiniz. Ek olarak bu tip girdi toplumların kanalize edilmesindeki en mükemmel yoldur, çünkü bilinçli ya da bilinçsiz (hem yayıncı hem izleyici tarafında) belli etkiler oluşur ve sonuçlar benzer çıktılara yol açar. On sene önce yayınlanan bir televizyon serisi on sene sonraki ülkenin belli yaşındaki insanları üzerinde etki yapıp, belli akımlara yol açabilir. [6]

Alternatif Girdi
Eğer "Genel Girdi" yi popüler kültür ve standart yaşam tarzı noktasına indirgersek "Alternatif Girdi" yi de normal şartlarda bulunduğun coğrafya, etnik kültürde pek bilinmeyen ve beklenmeyen bilgi ile beslenme olarak tanımlayabiliriz. Mesela İstanbul - Bostancı' daki bir adamın Afrika Etnik müziği dinlemesi tam anlamıyla o kişi için alternatif bir girdidir. Dolayısıyla bu kişinin her adımdaki çıktısını etkileyecektir. [7]


Aynı dalgadan girdiye maruz kalan insanlar istem dışı aynı şeyleri üretecektir. Mesela ben XSS Shell' i yayınladığım hafta Attack API ve BeeF te yayınlandı. 2005' te bu konunun ilk örneği geliştirilmesine rağmen tam iki sene sonra, üç farklı kişi aynı konsepti daha farklı bir şekilde birbirlerinden haberdar olmadan tekrar yaptı[3]. İlk bakışta bu her ne kadar tuhaf görünse de bu kişilerin hepsinin benzer arka plana sahip oldukları (yazılım geliştiriciliği, güvenlik ve web uygulaması güvenliği odağı),  aynı blogları takip ettiği, son zamanlardaki aynı makaleleri okudukları düşünülünce, sonuç biraz kaçınılmaz oluyor. [8] Sonuçların ikisi çok yakınken diğeri biraz farklıydı. Bunun da ana nedenini, o kişinin alternatif girdilerine bağlıyorum. Onun ürettiği yazılım tamamen JavaScript ağırlıklı idi ve kendiside diğer iki kişiye göre JavaScript ile çok daha yoğun şekilde uğraşıyordu.

Son zamanlarda okuduğum Paul Graham' ın Cities and Ambition yazısı[4] tüm bu anlattıklarıma başka bir açıdan yaklaşıyor. O da yaşadığı şehrin insana verdiği mesajdan ve insanın o mesajdan etkilenip hayat tarzını ona göre şekillendirmesinden bahsediyor ki bu da burada bahsettiğim girdi ve çıktı fikrini destekliyor.

Tüm bunlar sizin günlük hayatınızda bir anlam ifade ediyor mu? Anlam ifade ettiği tek şey nasıl bir "girdi" [9] istediğinizi tanımlamak olabilir. Bunun sonucunda da çalıştığınız iş yerini, okuduğunuz siteleri, kitapları, kaynakları, ilgilendiğiniz hobileri, gördüğünüz yerleri, yaşadığınız şehri, yaşadığınız odayı, yaşağıdınız ülkeyi değiştirmek, çeşitlendirmek olabilir.





[1] Bunların hepsini kişi ve örnekleri isimler ile detaylı vermek isterdim ama maalesef hiç biri detayları ile aklımda kalmadı, eğer benzer kesin ve güzel örnekler biliyorsunuz yorum olarak belirtebilirsiniz.
[2] Bundan sonra tabii ki bu işi pazarlama gibi noktlar var, onlara değinmiyorum
[3] Burada kimsenin birbirinden duyarak yapması mümkün değildi çünkü projenin geliştirilme aşaması bir haftadan kısa olamaz, dolayısıyla bu üç kişinin de bunu tamamen birbirlerinden bağımsız yaptıklarını söyleyebiliriz. Daha da uç bir örnek vermek gerekirse, 5-6 sene kadar önce bir web projesini henüz açmadan, aynı fikri, neredeyse aynı arabirim ile ve hatta aynı renkler ve aynı arkaplan ile (benim soldan sağa iken onunki sağdan solaydı) başka birisi benim yayın tarihimden bir hafta kadar önce açtı. Eminim sizin de bizzat tanık olduğunuz benzer örnekler vardır.
[4] Bu Paul Graham' ın diğer yazıları gibi harika bir yazı, İstanbul tam olarak ne mesaj gönderiyor, henüz ben çözemedim. Ama sanırım gönderdiği mesajlardan biri "Hayatta Kal!" .
[5] İmam-ı Gazali' nin enfes metaforlarından biri, maalesef orijinal kullanım konusu aklımda değil
[6] Sanıyorum ki açmıştır da, ama o gözlemi yapmak beni aşan konulardan biri, belki yirmi sene sonra gene bu konuda blog yazarsam, tekrar bu gözlemi yapabilirim!'
[7] Bu noktada Kelebek Etkisini unutmamak lazım, ama aynı şekilde bir zarı 1000 defa atarsanız tüm zarların ortalaması 3 olacağı gibi genel çıktılar belli ortak paydalarda buluşacaktır
[8] Burada muhtemelen çok daha fazla kişi aynı arka plana ve girdiye sahipti ancak, bir çok farklı etkenden dolayı tahmin ediyorum ki bir çok kişi bu projeyi hiç bir zaman hayata geçirmedi.

[9] Bu "girdi" kelimesi çok fena yanlış anlaşılmalara neden oluyor!

onur özen - 26.08.2009

Google reader'da birden karsima çikan bu yaziyi bu kadar geç okudugum için üzüldüm..

aus - 25.08.2009

Materyalizmi yeniden kesfetmis gibisin...

Ferruh Mavituna - 14.12.2008

"Rastgele" kelimesinin yazilisina dikkat etmenizi öneririm.


TDK' ya gore "rasgele" de "rastgele" de dogru. Bir sey mi kaciriyorum?

ozanerturk - 14.12.2008

"Rastgele" kelimesinin yazilisina dikkat etmenizi öneririm.

Sevgiler.

Onur YILMAZ - 08.12.2008

Ben de bir örnek vereyim istedim;

Neset Ertas ile Orhan Gencebay`in kendilerine has bir baglama ve akort düzenleri var ve gerçekten bu entürmantelleriyle güzel müzik yapabiliyorlar..

Sitar isimli Hint çalgisini (ki süper bi tinisi vardir) Türkiye de sadece Orhan Gencebay ve Erkin Koray çalabiliyor..

Ve bu üç sanatçi (Orhan Gencebay, Neset Ertas ve Erkin Koray) gençlik zamanlarinda, Beyoglunda, ayni evde yasiyorlarmis...

canmer - 07.12.2008

Merhaba yaziniz çok hos olmus devamini cani gönülden bekleyenlerdenim genelde yazmaya pek vakti olan birisi deyilimdir (yada yazmayi çok sevmiyorumdur )çogunlukla okurum ama bazen insan yazmadan duramiyor bu yazdiklarinizla alakali bende bir kaç kitap okumustum merek edenler bir göz atabilir. mesela Siradisi Yasam Becerileri(Melih Arat) Mantik ayni insan farkli sekilde girdi alinca yada farkli ortamlarda olunca yeni ve farkli çogunlukla güzel seyler çikiyor herkese hayirli bayramlar...

Nihal - 05.12.2008

Blogunuzu yeni takip etmeye basladim. Içerik olarak ilginç ve fikirsel açidan da doyurucu bir yazi olmus, bana da düsünmem için yeni kapilar açti.
Tesekkürler

resit - 05.12.2008

Senkronizasyon olayi: [Mesela ayni evde yasayan kadinlarin adet doneminin bir sure sonra yakin gunlere (3 ila 5 gun farkla) denk gelmeye basladigi, yani senkronize oldugu bilinmektedir.] http://www.sciam.com/article.cfm?id=do-women-who-live-together-menstruate-together

enig - 04.12.2008

tebrik ederim,
konsantrasyonunu ve bunu bozmadan yazabilmene özendim,
ufkumu açti, yasadigimi hissettim,
umutlarim oldu, hayaller kurdum, pesine düsecegim...

peki bunun "takdir"'i nasil yapilacak?
fakir beyinlerin tatminlerinden (ceplerinden), zengin beyinlerin tatminlerine (ceplerine)

ert - 04.12.2008

Benimde çok eskiden beridir farkinda oldugum bir konuyu güzel bir sekilde kaleme almissiniz.Lisedeyken arkadaslarima "semsiye fabrikasindan semsiyeden baska bir sey çikmaz, eger büyük ve farkli bir seyler yapmak istiyorsak bulundugumuz ortami degistirmeliyiz" derdim.

Sebepler dairesinde bakildiginda küçükken Fatih Sultan Mehmet'in yetistirilme tarzinin ve özellikle etrafinda konusulanlarin Istanbulu feth etmesinde ne denli etkili oldugu asikardir.Yada seninde belirttigin gibi basarili insanlarin bir sekilde eskiden beri birbirlerini taniyor olmalari tesadüf diyerek açiklanamaz.

Kesin olan bir sey var ki alemde gözle görülemeyen ve tam olarak açiklanamayan bir iletisim türü var. Bunun sifresini dogru olarak çözen insanlar dogru ortamda bulunuyorlarsa sayet etrafinda ki pozitif degerleri, fikirleri çok güzel bir sekilde absorbe edebiliyorlar.

oky - 04.12.2008

ilk paragrafta anlattiklarin uzunca bir süredir aklimi mesgul ediyor ve belki hadi oradan diyeceksiniz ama sebebini sorgulamak için facebook'un bulunmaz bir nimet oldugunu fark ettigimden beridir bu siteyi farkli bir gözle kullaniyorum.

girdiler ve çiktilar hakkindaki fikirlerini bu yorumu yazdiktan sonra bir kez daha okuyup daha iyi anlayacagim ancak ondan evvel konuya yaklasimim hakkinda biraz ipucu vermek isterim.

bana göre bir arada olup benzer yasantilar süren insanlarin beyin aktivitelerinin benzerlesmesi yerine, beyin aktiviteleri benzer insanlarin bir sekilde birbirlerini bulmasi söz konusu. yani bir sekilde çekiyorlar birbirlerini. belki o bahsettigin beyin dalgalarinin benzer olusu o insanlari birbirlerine yakinlastiriyor içgüdüsel olarak.

kisinin iç potansiyeli dis görünüsüne, konusurken seçtigi kelimelerden tut otururken elini kolunu nereye koyacagina kadar etkiliyor. atiyorum olasi bir yeni sanat akimi gelistirmeye hazirlanan ve belki de bundan kendilerinin bile haberi olmayan, yani içten içe bunun temelini kurmakta olan, yasamdaki benzer ayrintilari yakalayip benzer sekilde yorumlayabilmis iki farkli kisnin kalabalik bir ortamda az evvel sözünü ettigim sebeplerden ötürü birbirlerine dikkat etmeleri ve birbirlerini aklinda tutmalari ve buna bagli olarak gelecekte yollarinin kesismeleri mümkün oluyor.

bunu ille de büyük islere imza atacak kisilerin kesismesi gibi düsünmemeliyiz. ben kendimi düsünüyorum, kendi arkadaslarimi. kendimi uyusuk olarak nitelerim ve dikkat ediyorum hep bu nitelemeye uyan insanlarla beraberim. oysa birlikte olmak istedigim kisiler tam tersi beni bu uyusukluktan kurtaracak benim gibi olmayan insanlar. hep baskasi gibi olmaya özeniriz ama kendimiz gibilerle oluruz.

ask da böyle degil midir? su da enteresan bir soru; dünyadaki 3 milyar karsi cins içinden nasil oluyor da benimle ayni çalisma ortamini paylasan 5 karsi cinsin birine asik olabiliyorum. gerçi bu yukarda bahsettiklerimi destekledi mi yoksa tam tersini mi savundu birden bilemedim. aklima geldigi gibi konusuyorum su an.

senden bu tip sorgulayici yazilarin artmasini bekliyoruz süleyman hocamin da dedigi gibi:)

Süleyman Sönmez - 03.12.2008

Bayagidir bekledigim saglam bir yazi olmus. Uzun zamandir entelektüel altyapini yansitmak istemedigini seziyordum bu makale ile sonunda yeter demissin gibi geldi ve cidden okurken çok keyif aldim.

Gelelim olaya, beyinlerin girdi ile çalismasi ve çiktinin benzerliginin, girdi benzerligi ile özdeslestirilmesi gerektigini düsünüyorsun.

Bir süredir Jung gibi ünlü psikolog düsünürlerin kollektif bilinçalti çalismalarini inceliyorum. Belli bir düzlemde ortak bir bilinçaltini kullandigimiz varsayimindan yola çikan bu düsünce bizi söylediklerine getiriyor. Bu veritabanindan bilgi çekenlerin talep benzerligi sadece kendi beyinlerinden degil digerlerinin beyinlerinin islemcgücünden yararlandiklarini gösteriyor.

Bir nevi cluster islemci mimarisi. CERN'in yeni Internet modeli gibi.

Ancak insani bilgisayardan ayiran garip bir yön var. Alici bir organ gibi henüz hiçbir beynin üzerinde çalismadigi bir kurami somutlastirabiliyor. Bu somutlastirma sirasinda derin bir yalnizlik o kisiye eslik ediyor. Baska türlüsü olamaz da. Bu yalnizligin türevi tüm sanayiyi etkiliyor. Örnegin Nikola Tesla ve Edison eszamanli olarak elektrigi çözmeye çalisirken Edison Tesla'nin buldugu alternatif akimin dalgali sinüs yapisini bir türlü kavrayip kabul edemiyor oysa günümüzdeki tüm elektrikli cihazlar Tesla zafer kazandigi için böyleler. Eger Edison kazansaydi bambaska cihazlara bakar bulacaktik kendimizi.

Büyük buluslar yapan insanlarin aykiri bir sonuca varma egrisi kullandiklarini hep isittik. Otistiklerin hesaplama yapmadan dogrudan sonucu bilmeleri ya da görsel kopyalama yetilerinin kusursuzlugu gibi. Demek ki bu da beynin bir fonksiyonu. Yani girdiyi sonuca götüren yol bazen matematiksel olarak imkansiz bir yaklasim metodu bile olabiliyor Karekök içindeki -1 in (i sayisi) fraktal görüntüleri olusturmasi gibi.

Ne zaman kendimi tekrarladigimi düsünsem bu makalede yazdigin gibi ayni dünyadan beslenmek nedeniyle oldugunu bilirim. Önce çevremi degistiririm sonra kendimi. Böylece bir yil sonra kendimi bambaska bir zihinsel düzlemde bulurum. Baska türlü çoktan çöker giderdim.

Son olarak Vampirle görüsme isimli bir kitaptan bir alintiyla bitireyim. Ve vampirler derin bir uykuya dalarla ömürleri o denli uzundur ki delirmemek için uyur ve yeni bir insan olarak uyanirlar. Vampir Lestat böylece bir Rock yildizi olarak uyandi ....

Derin yazilarinin devami taleplerimle sevgi ve saygilar Ferruh....

Yorum Yazın


Tüm yorumlar onaydan geçmektedir, bu işlem en uzun 30 dk. sürecektir. E-mail adresleri yeni yorumları bildirme harici hiç bir başka amaçla kullanılmamaktadır ve sitede gözükmemektedir.



Captcha Kodu