Hayat Nasıl Gidiyor…

Soran olmadı ama ben söyleyeyim…

Bu aralar yeni şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Bunların başında "pazarlama" geliyor. Bu konuda kazmayım hala da aynı şekilde devam ediyorum, bu benim için gerçekten sıkıcı bir iş. İnsan ilişkileri ile aram bir noktaya kadar iyi ama onun dışındaki konular gerçekten sıkıcı… Neyse bu işi daha uzman birine devredene kadar cezamı çekeceğim galiba.

Software Project Survival Guide (Pro -- Best Practices)

Organik gelişmiş bir yazılımı ticari hayata sokmanın etkisiyle gelmiş geçmiş en iyi programlama kitabı olan Code Complete’ in yazarı Steve McConnell’ ın Software Project Survival Guide’ ı okumaya başladım. Biraz eski, bazı şeyler benim uğraştığım projelerle ve yapılarla tutmuyor ama çok ilginç bilgiler var. Steve’ in en sevdiğim yanlarından biri çok fazla gerçek data ile anlattıklarını destekliyor olması. Yani bazıları gibi oturduğu yerden üretmiyor ya da kendilerinin başından geçen bir olaydan yola çıkılarak olayı genelleştirip sonuçlara varmıyor.

Steve’ in adam gibi blog yazmaması ve artık bir “iş adamı” olması bizim için büyük kayıp. Eğer yazılım işi ile uğraşan her kişi bir defa Code Complete’ i okusa ve uygulasaydı muhtemelen dünyadaki yazılımın kalitesi %15 ya da daha fazla yükselme gösterirdi. Neyse özetle Code Complete güzel bir kitap. Steve hakkında son bir not, eğer kitap yazsaydım herhalde o tip bir aksan ile yazmak isterdim, tam anlamıyla harika.

Hayatımın nasıl gittiği ile ilgili bir özet geçecektim ve farkettim ki son zamanlarda başıma gelen en ilginç seç Zuma’s Revenge’ te 50. level’ e geçmiş olmam! Onun harici sanırım işkolik ve internet kolik olmuş durumdayım. Twitter, FriendFeed ve Email kontrol oranım sağlıksız bir şekilde yükseldi.

Arada oturup yazmak istiyorum ama yazmak çok zor, daha doğrusu iyi yazmak çok zor. Yazmak için de bir şey yapmak gerekiyor, bu aralar yaptığım şeyleri yazmak da çok zevkli bir iş değil. Ya da zaten yazılmış şeyler. Neyse hiç yoktan nasıl bir şey yazamadığımı yazarak ve koca yazı boyunca aslında anlamlı hiç bir şey söylemeyerek bir blos postunun daha sonuna geldim...

Bu Yazılar Kaçmaz
Netsparker Satışa Çıktı
Verimli Bilgi Takibi

Bir Ramazan Daha

Etiketler ramazan, hayat, cat-personal, 27.08.2009

Öncelikle ramazanınız hayırlı olsun. Ramazan dolayısıyla bir gece tarifesi açıyorum bir gündüz. Uyku düzenim alt üst olmuş durumda.

İstanbul’ dan döndüm ve eski hayatıma devam etmeye başladım. Bu aralar insan üstü eforlar ile çalışmalarıma devam ediyorum. Bu blogdaki ve bendeki sessizliği fırtınadan önceki sessizlik olarak kabul edebilirsiniz, güzel şeyler ile uğraşıyorum ama güzel şeyler yapmak vakit ve emek alıyor.

Konuşma Hakkı

Türkçe' de harika deyimler ve atasözleri var5

  • "Kelin merhemi olsa kendine sürer"
  • "Ağzı olan konuşuyor" gibi…

Özellikle köşe başındaki bakkal amcanın "Bir Bakkalın Deneyimleri – There is no spoon2" isimli bir blog açtığı şu Web 3.0-5.0-2.0 günlerinde kimin bir şeyler yazmaya, bir konu hakkında konuşmaya hakkı olduğunu incelemek gerekli.

"Konuşma Hakkı" derken bilmeyen konuşmasın gibi anlaşılmasın. Bilgi seviyesinden bağımsız "Konuşmak","Yazmak","Paylaşmak" güzel ve faydalı şeyler. Her şeyden önce insanların zaten bir "içini dökme" ihtiyacı var, genelde sevgili ev hanımları gibi hemen yan kapıdaki web startup' ına kahve içip komşunun AJAX kullanmasını çekiştirmeye1 gidemeyeceğimize göre biz de blog yazıyor, FriendFeed' de sağa sola laf atıyor, e-mail ile dedikodu yapıyoruz. Benim değinmek istediğim bu konu değil.

Öncellikle 3 paragraf yazıp hala bahsedeceğim konuya giriş yapamamış olduğumdan dolayı kendimi tebrik ediyor ve konuşacağım konuya giriş yapıyorum.

Mesela "zengin olmak istiyoruz" gittik Amazon' da kitap arıyoruz.

3 tane kitap bulduk:

  • Learn to become rich in 21 days, 2nd edition
  • How to become rich for dummies
  • Hashhash – Be a Professional assassin in a year

Bu kitaplardan hangisinin daha iyi olduğunu anlamak çok kolay, tüm yazarlara bakarız hangisi bu kitaptan önce zenginse o kişinin bu konuda bir kitap yazma ehliyeti olduğuna karar veririz. Eğer bir kişi nasıl zengin olunacağını anlatıyorsa ama kendisi zengin değilse bu denklemde bir hata var demektir3.

Özetlersek:

"Biri size bir şey anlatıyorsa, o kişinin anlattığı konuda otorite olmasa bile iyi seviyede biri olması gereklidir". Eğer birisi bana gelip ben harika SEO yaparım diyorsa o kişinin sitesinin Google' da ilgili aramalarda yukarıda olmasını beklerim.

En azından teorik olarak durum bu şekilde ama hayat ortadan beyaz boya ile ayrılmış iki yollu bir şerit değil. Bazen henüz adını sanını duymadığınız bir kişi bir konu hakkında inanılmaz bir fikir ile gelebilir, kişiler aslında yazdıkları konuda çok ileri seviyede olsalar da yayında bir şeyleri yoktur, gelecekte o konuda süper bireyler olacaklardır ve bunun ilk kıvılcımlarını gösteriyorlardır.

Blog okurken özellikle uzman olmadığınız konularda4 bu istisnalara düşme şansınız kaçtır tartışılır, makale, blog ve fikirle dolup taşan bu sanal ortamda değerli vaktinizi bu istisnalara ayırmanın yatırım olarak getirisi de tartışılır.

Haklı olarak ironiyi fark edip "Ferruh sen bu konuda yazmışsın ama senin bu konudaki otoriten nedir?" diyeceksiniz ben de size "Ben lafımı ortaya korum, beğenen alır, beğenmeyen Alt + F4 yapar" diyeceğim. Bir de işte bu tip yazılar var, yazar kendi beynindeki kişisel fırtınayı blog aracılığı ile yazıya döker ve ondan sonra diğerlerinin düşünceleri ile bir sonuca ulaşmaya çalışır.

1 Güvenlik sektöründe genelde piyasada tanınan, herkesin bildiği ama aslında kazma olan kişiler çekiştirilir, racon budur. Ek olarak abartılmış açıklar ya da aynı konuşma ile 10 güvenlik konferansına gidenler de bu arada kaynar.

2 Niye üç blogun iki tanesinin adında "There is no spoon" geçer hiç bilmiyorum. Bu sanırım MMORPG larda karakter isimlerden "Dark" kullanmak gibi bir şey olsa.

3 Eğer yazarlardan biri kitap sayesinde zengin olduysa aynı yazarın marketing kategorisindeki "How to sell every single shit in the earth" kitabını almanızı tavsiye ederim.

4 Eğer o konuda uzmansanız ne okuduğunuz önemli değil. İlk defa duymuş olsanız bile okuduğunuzun fikrin iyi, süper veya saçma olduğunu anlayabilirsiniz.

5 Türk dilisi ve edebiyası derslerinde "deyimler" konusunda uyuya kaşdığımdan hangisinin deyim, hangisinin atasözü olduğunu çözemedim. Ama eminim ki yardımsever(!) bir TDK şövalyesi önce ayrı yazmadığım "de" ve "da" lar için beni sorguya çekecek sonra da bu gizemli konuya bir açıklık getirecektir.

Bir Mim, Bir Kitap, Bir Hayat

Etiketler mim, meme, kitap, 80-20, hayat, cat-personal, 13.03.2009

Bu aralar blog performansım çok kötü ama bunun güzel nedenleri var. Yeni projeler peşindeyim, uzun süredir ertelediğim işleri canlandırma peşindeyim, o yüzden RSS okuyucunuzun ayarları ile oynamayın...

Bir Mim

Onur, Kitap Yazsaydım Ne Üzerine olurdu? diye sormuş, sonradan topu atıp kaçmış. Aslında her zaman gerçek ya da gerçek olabilecek teknikler kullanan bir grup hacker' ın kurgusal maceralarını yazmak istemiştimdir ama vakit ve kabiliyetsizlik gibi nedenlerden dolayı bir türlü fırsatım olmadı. How to Own The Box ama daha iyi kurgu ya da Dan Brown' un Deception Point' i ama daha iyi teknik gibi.

Mim' i yorum yapanlara paslıyorum, ilginizi çekiyorsa hemen sitenizde devam edin yorumlara da adresinizi yazın, biz de okuyalım.

Bir Kitap

Sevgili eşim bana The 80/20 Principle: The Secret of Achieving More with Less' ı almış. Onu okumaya başladım, Pareto Prensibi zaten bildiğim çok uzun zamandır da yer yer uygulamaya çalıştığım şeylerden biri ancak kitap olayı çok daha derin ve kanıtlarla, gerçek örnekler ile ortaya koyuyor ki, gerçekten etkileyici.

Equality ends in dominance

gibi direk damardan girdiği ve insanı derin düşüncelere sevkettiği bir çok yer var.

Bir Hayat

Evli insanlar için hiçbir zaman bir hayat yoktur, "iki hayat" desek dağa doğru olacak. Bu aralar her zamanki gibi hayatımda değişiklikler yapmaya çalışıyorum. Taşınmak, işimi değerlendirmek, projeleri hayata geçirmek vs. gibi şeylerle uğraşıyorum. Eşim' de Homeshowroom ' da "Evin Delisi" köşesinde yazmaya başladı, onu da buradan tebrik etmek istedim :)*

 

* Sanırım bir blog yazısında ilk defa smile kullandım, çok heyecanlıyım

Sakin

Etiketler hayat, cat-personal, 28.02.2009

Emre Yılmaz "Genç Bir İşadamına" kitabında bir koltukta oturup hiç bir şey yapmadan durmanın ne kadar zor olduğunu anlatır.  Bu kitabı altı sene kadar önce okudum ama sanırım ne demek istediğini yeni anladım. 

Lise hazırlıktayken çok sıkı bir Fallout oyuncusuydum ve hafta sonu rutinim şu şekildeydi:

  • Saat 7:30 sularında uyanılır,
  • Bilgisayar başına geçilir,
  • Tuvalet ve Yemek molaları hariç tüm vakitte Fallout oynanır.


Hayatımı sanal bir dünyada yemiş, bitirmiş olmaktan gurur duyduğumu söyleyemem ama açıkçası yaşadığım dertsiz, tasasız kendini tamamen başka bir dünyaya kaptırmanın verdiği o keyfi hayatımda bir daha yakalayabileceğimi sanmıyorum. Gene altı sene kadar önce sıcak bir yaz gecesinde Marmara manzaralı balkonumun kenarına kurduğum bilgisayarımda, müzik dinleyip chat yaparken "Daha ne isteyebilirim ki?" dediğimi hatırlıyorum, bu da tekrar zor ele geçirilecek anlardan biriydi.

Artık o kadar çok "yapacak şey" var ki, her zaman bir şey yapmam gerekiyor. Derdimin dermanı David Allen değil, onu biliyorum, çünkü her şeyi yapmak özellikle de materyalist değil ruhsal açıdan da yaşayan bir insan için maalesef pek kolay değil. Gazze' dekileri görüp, Afrika' da açlıktan ölen insanları görüp, etrafımızda zorluklarla yaşayan insanları görüp, bir şey yapmamak kolay değil. Kendi rahatlığının "görünürde" verdiği avantajın altından kalkmak kolay değil, sen evde akşam yemeğinde hangi yemeği yesem diye düşünürken arkadaşının "akşam yemeğinde ne bulabilirim?" diye düşündüğünü bilirken sakin ve huzurlu bir hayat yaşamak kolay değil.

Her zaman yapacak bir şeyler:

  • Yapmadığım dini görevlerimi yerine getirmeye başlamak, yapıyorsam daha iyisini yapmaya çalışmak,
  • Hafta 2-3 gün çalışarak istediğin şartlar altında yaşamanın yolunu bulmak,
  • Haftalık çalışma vaktini azaltabilmek için bir proje geliştirmek,
  • X Projesini yapmak,
  • Y Projesini geliştirmek,
  • Z işine girmek,
  • Q konusunda bilgi sahibi olmak,
  • Hal - hatır sormak, dostları bulmak,
  • Aileye daha çok vakit ayırmak vs. vs.


Bu tam anlamıyla sonu olmayan bir liste, işte bu yüzden insan koltuğa yatıp 30 dk. hiç bir şey yapmadan duramıyor, çünkü biliyor ki yapılması gereken bir çok şey var. Bir çok çözüm var, yeni nesil  (özellikle avrupadaki, amerikadaki yeni nesil ve Türkiye' de onları taklit eden yeni nesil) gibi hiç bir şeyi takmamak, inanmamak, salmak gitmek. Bunu her bünye kaldırmaz. O kültür ile büyümemiş bünyenin kaldırması daha da zordur, işte bu noktada tekrar iyi ve kötü tarafıyla "Ignorance is bliss" lafı akla geliyor.

Konuyu bağlayacak bir yerde bulamadım, bir nevi iç dökme olarak kabul edin artık.

Güle Güle Twitter ve FriendFeed

Nedense ben bu süreçten çok fazla geçiyorum, her şey IRC ile başladı, daha sonra ICQ' ya geçti, sonra MSN, skype oldu vs. Ondan sonra IM olayından tamamen koptum. Bu süreç içerisinde forum kavramı bir dönem hayatımda oldu. Bu basit dönemlerde internette sosyalleşme de basitti.

Daha sonra Facebook ve MySpace gibi delilikler başladı ki Allah' a şükür Orkut' un ilk dönemlerinden dersimi almış olduğumdan onlara hiç bulaşmadan sıyrıldım. İnsanların okul arkadaşları ile, eski dostları ile diyalogunu bu tip bir platform üzerinden sürdürebilmesi her ne kadar kulağa çok güzel gelse de, o kişi okulda arkamdaki sırada otururken bile kendisi ile görüşmediğimden, bugün kendisini bir daha bulup neden görüşmek isteyebileceğimi bilmiyorum! Bu genel bir sorun değil bu benim sorunum, olayı yeterince sosyal ya da hümanist olmadığımı söyleyerek çözümleyebiliriz sanırım. Ya da diyelim ki yapılacaklar listemde on sene önceki arkadaşlarımın bugün hangi sosyal platformda kaç kız arakladığını takip etmek yukarılarda değil.

Bu dönem hala sürerken başka bir şey başladı, Twitter ve FriendFeed. Ben açıkçası Twitter' ı çok sevdim çünkü diyaloglar tamamen pasifti. Dolayısıyla dialogdan çok monolog vardı, bu da benim sevdiğim şeylerden biri. Ek olarak blog yazan biri olarak kısa şeyleri de paylaşmayı seviyorum ve bunun için de güzel bir platformdu. Yani microblogging dedikleri hadise... Twitter' da aktif olmaya başlayınca twitter' ın yapısı yetmez olmaya başladı, sonra bir çok kişi bana FriendFeed' i önerdi ve ben de ona geçtim.

Şimdi her zaman yaptığı gibi tarih tekerrür ediyor ve ben FriendFeed ile Twitter' dan da kopuyorum. Dolayısıyla diğer bir sosyal hoppalık maceramda bu şekilde sonuçlanmış oluyor.

Neden Kullanmıyorum

  • IM Kullanmama Nedenlerim;
    • Konsantrasyonumu etkilemesi
    • Aynı diyalogun telefon üzerinden 30 dakika yerine 2 dakikada çok daha verimli olarak çözülebileceğini bilmem
    • İnsanların istedikleri zaman size ulaşabiliyor olması (bu nedenle 2 sene boyunca cep telefonu kullanmadım ama maalesef onun yararları zararlarından çok olduğundan şu an gene mecburen kullanıyorum)
    • E-mail, forum ve bilumum pasif komünikasyonun birçok konuda daha verimli olması
  • Facebook, MySpace Gibi Sosyal Ağları Kullanmama Nedenlerim;
    • Herhalde buna ciddi bir cevap vermemi beklemiyorsunuz. Bunun cevabı bariz zaten. Belki de doğru soru neden kullanayım ki?
  • Artık Forum Kullanmıyor Olmamın Nedenleri;
    • Drama, polemik vs. ana nedenler ama bunun harici kaliteli forum bulmanın pek mümkün olmaması. Zoque Forum harici bir böyle bir forum görmedim, Zoque' un da altın dönemi maalesef kapandı, her ne kadar yeni bir nesil varsa da web tasarımı konusundan çok uzaklaştığımdan dolayı eski tadı alamıyorum. Gene de hala okuyor ve arada yazıyorum. Sadece eskisine göre çok daha az.
  • Twitter' ı Az da Olsa Kullanıyor Olacağımın Nedenleri;
    • Sinirlenince bir şekilde küfretmem gerekiyor,
    • Rasgele, hatta salakça ama çok derinmiş gibi gözüken cümleleri yazabileceğim bir yere ihtiyacım var,
    • Çünkü bağırmak, saçmalamak ve cevap almamaktan daha keyifli az şey var.
  • FriendFeed' i Az Kullanıyor Olacağımın Nedenleri;
    Zoque Forum' da seneler önce Din ve Siyaset konuları tamamen yasaklanmıştı. Önce bu bana çok saçma geldi. İnsanlara "O kadar tek hücreli beyinlere sahipsiniz ki bu konuları tartışmayı bile beceremiyorsunuz" demek gibiydi. Kısa sürede öğrendim ki insalar gerçekten de tek hücreli beyinlere sahipti ve bu tip konuları mantıksal ve saygı çerçevesi içerisinde tartışamazdı. Bunun ikinci ana nedeni ise bu iki ilmin de matematik gibi kesin cevaplarının olmaması ve tamamen kişisel olmasıydı. Tabii ki bu konulardaki hakaretlerin veya çirkefliklerin kişisel olarak insanları ciddi derecede rahatsız ediyor olması da cabası. İşte FriendFeed' den uzak duracak olmamamın ana nedeni bu. 
    • Signal - Noise oranının genelde kurtarmıyor olması, bunun bir nedeni de benim ilgili olduğum konularda ilgili olan insanların sayısının benim çemberimde çok fazla olmaması.
    • Çok fazla din ve siyasi konu geçiyor olması, Din bilmeyen kişiler ile tartışılabilecek bir şey değil, dolayisıyla din ile ilgili konular genelde bok atalım izi kalsın kıvamında, hakeza siyaset konusu da o şekilde. Siyaset ile zaten ilgilenmediğimden o konuların hepsi benim için çöp oluyor ama insanların 3,5 kitap, 2 televizyon programı ve 7 internet haberi ile her renkteki siyasi olay hakkında vücutlarının bilumum organları ile ileri-geri konuşmaları hakikaten eğlendirici. Ama bu tip bir diyalog görmek istersem zaten FailBlog ya da MySpace yorumlarını okuyorum.
    • Polemik, pire ve deve mevzuları. Ama her şeyden çok drama, drama ve drama. İnsan = Drama.  Benim hayatımda yeterince drama var, kotayı doldurmak için dışarıdan yeni drama ihraç etmem gerekmiyor. Gerektiği zamanlarda da Lorenzo' nun Yağı ' nı izleyip bir milenyuma yetecek kadar drama depoluyorum.


İnternet büzemeyeceğin milyonlarca ağızdan oluşuyor, dolaysıyla biz de büzmek yerine görmezden geliyoruz. Bu platformların hepsi kişisel veya markasal marketing için süper yerler ama herkesin bildiği iki gerçek var:

  1. Joey doesn't share food
  2. Ferruh doesn't do marketing

Hayat Denilen Arbede

23 gündür blog yazmayınca "Aloo, Ferruh, yaşıyor musun?" kıvamında e-maillar almaya başladım. Dolayısıyla yazmak boynumun borcu oldu, ödeyeyim kurtulayım. Gene yazacak güzel bir şey, ben de ortaya karışık yapayım dedim. Şöyle kısaca hayatımda bu aralar nelerin IN nelerin OUT olduğunu ileteyim.

IN

  • Kitap Okumak
    Tekrar okumaya başladım (tekrar görmeye başladım gibi oldu!). Joel on Software' i bitirdim. Henüz bitiremediğim Secrets & Lies' ı tekrar okumaya başladım. The 80/20 Principle ile Haunted' ı da listemde beklemeye aldım.
  • Güzel Filmler İzlemek
    Rutin olarak haftada 3-5 film izliyorum zaten ama genelde 3-5 güzel film izlemek pen nasip olmuyor. Hollywood' da eşek kadar bütçe ile bu kadar boktan filmler çeken yönetmenleri de hayranlığımı da buradan bir defa daha iletmek isterim. Zaten bu yüzden Hollywood filmlerinden uzak durmaya çalışıyorum, Avrupa yapımları gibi olamıyorlar ama Avrupa' dan çıkan film sayısı da çok düşük. Geyiği geçer konuya gelirsem yakın dönemde şu süper filmleri izledim:
    • Freedom Writers
    • Pay It Forward
      Kevin Spacey' nin kötü filmi var mı?
    • Pride & Prejudice
      Klasik ingiliz romanının, İngiliz uyarlaması, süper bir eski İngilizce' nin tüm estantaneleri ile. Eğer bir film dram ya da romantik olacaksa böyle olabilir.
    • Slumdog Millionaire
      Diğer bir dram ama süper bir yapım, izlenmeli. Hayatınızı değiştirmeyecek ama keyifli bir iki saat geçireceksiniz.
  • Ar-Ge Yapmak
    Önümüzdeki ay Prag' ta olacak bir konfreransa konuşmacı olarak davet edildim, onun verdiği motivasyon ile bu aralar yeni birkaç konu üzerinde çalışıyorum. Konferans sonrası bu projelerin detaylarını yayınlayacağım inşallah.
  • Dil Muhabbetleri Etmek ya da EdememekDil yapıları hakkında muhabbet etmek her zaman hoşuma gitmiştir, bu dönemin konuları : İngilizce, zamanlar, Türkçe' deki kelime sayısı vs. İngilizce kelime zenginliği, ayrı yazılan de ve da' ların saçmalığı, yazı reformunun dili yozlaştırmasını yüzde vurulması, İngilizce' deki abuk ve sabuk kullanımlar, manyak zamanlar ve tuhaf olaylar.
  • Felsefe ve Demagoji Yapmak
    Ne konuda olduğu önemli değil, yapmak için yapmak.

OUT

  • Blog Yazmak
  • RSS Okumak
  • E-maillara Cevap Vermek!
  • FriendFeed, Twitter gibi sosyal hoppalıklarda aktif olmak

Son olarak bu aralar "her şey gereksiz ne de olsa" moduna girdim, sanırım Britanya' nın kara toprakları beni iyice kişisel ve bencil biri yaptı, etrafımda olan olaylar her gün daha da uzaklaşıyor ve anlamsızlaşıyor.

Özetle evet, yaşıyorum. Neden bilmiyorum ama aklıma şairin harika dörtlüğü geldi, spontane bir blog yazısı olması açısından onu da ekleyeyim:

Başım Belada,
Tabancamı unutmuşum helada,
Nereye gitsem çaresi yok,
Yalnızım…

Sevdiğim Web Uygulamaları

Etiketler web20, cat-personal, 27.01.2009

Bazı web uygulamları var ki onlar olmadan işler çok zor olurdu, ufak bir liste yapayım dedim:

Olsa da olur olmasa da:

Bu aralar biraz başım karışık o yüzden pek yazamıyorum, yakında eski rutinime döneceğim inşallah.

Durdu ve Yeter Dedi

Okuduğunuz şeyler daha sık dejavu yapar hale geldiyse, yeni makalelerin başlıklarına bakıp tam olarak neden bahsettiğini tahmin edebiliyorsanız, aynı şeyi yeni metaforlar ile dinlemekten sıkıldıysanız, okumanın, öğrenmenin, daha fazla araştırmanın vakti geçmiş, harekete geçmenin vakti gelmiştir. Altı ay bir yıl sonra belki yeni bir şeyler filizlenmeye başlar o zaman tekrar dönüp, okumaya, öğrenmeye, araştırmaya başlayabiliriz… Sanırım gerçekçi kalmak için ne zaman durmak gerektiğini bilmek lazım.

The Triumph of the Nerds

Etiketler film, movie, cat-personal, nerds, geek, 31.12.2008

2 kelime, bulun ve izleyin.

Eminim hepimiz hikayenin bazı parçalarını biliyoruz, ama izleyince ben bazı eksik parçaları yerine oturttum.

Son Zamanlarda

Etiketler cat-personal, fringe, hayat, life, 29.12.2008

Her ne kadar FriendFeed' den kısa dalga yayın yapsamda, bazı şeyleri burada tekrar yazmak istedim:

  • SQL Injection Wiki Beta yayınına açtım,
  • Stackoverflow' u keşfettim, geliştiriciler için harika bir site. Ek olarak web projeleri geliştirenler içinde inanılmaz bir case study olur,
  • IPhone için gelmiş geçmiş en iyi yazılımın InstaPaper olduğunu anladım,
  • Hacker News' i takip etmeye başladım,
  • Paul Graham' ın tüm yazılarını okumaya başladım,
  • Önümüzdeki ay İstanbul' a gelmenin planlarını tamamladım,
  • Kendime yılbaşı hediyesi olarak şunlardan bir tane aldım, bu sayede dandik Philips 5.1' lerden kurtulmuş olacağım. Philips almamayı öğrendim,
  • Zeitgeist ve Zeitgeist Addendum' u izledim, Hem doğru, hem yanlış, yoğun şekilde tek taraflı propogandanın ve eski fikirlerin bilmeyen insanlara cilalanıp tekrar gösterilince viral etkisi yapabildiğini öğrendim. Yargılayarak izlenirse, tavsiye edilir.
  • Fringe' i keşfettim, süper. Doğru dozda bilim-kurgu, ne az, ne fazla. En azından Klington ile ilgili bir olay yok!
  • Crash Commando oynamaya başladım
  • Call of Duty 4 ve 5' in nin kesinlike gelmiş geçmiş en gerilim yüklü ("intense") multiplayer oyun olduğuna tekrar kanaat getirdim,
  • "Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı zihniyetinin" ne kadar yavanca anlaşıldığını ve uygulandığını tekrar, tekrar ve tekrar keşfedip, sadece Sakaryalı hemşehrilerimden hosting hizmeti almaya karar verdim(!) İnsanlara bu zihniyetin hiç bir şeye yardım etmediğini hatta sektöre zarar verdiğini anlatmaya üşendim, "koy arka tarafına, gitsin" edası takındım.
  • ""Nerd" telefonu telefon hakkında konuşmak için kullanan kişiye" denir gibi acayip bir laf duydum, kendi kendime güldüm. Kendi kendime gülünce kendimi biraz a-sosyal hissettim, kendime bir social-bunny ısmarlayıp, b-sosyal konuma geçirdim.

Köle Olmayı Seçmek

Bu yazı arada yazdığım gibi giriş – gelişme – sonuç kavramlarından uzak, daha çok bazı duyguları düşünceleri tetiklemeye eğimli bir yazıdır. Ek olarak yazı genel bir konu üzerinde dolaşmayı bile becerememekte. Dolayısıyla diğer bir kendi halinde yazı olarak Kabul edilebilir...

İnsanoğlu kendi elleriyle hayatı o kadar komplike bir hale getirdi ki bu dünyada hayatta kalabilmesi için artık 15 sene eğitim alması gerekir hale geldi. Yaşayabilmesi için hayatının %75' ini çalışarak geçirmek zorunda kaldı. Küçüklükten başlayarak bu durumu o kadar güzel bir şekilde yeni beyinlere empoze etti ki, kişiler kendilerinin köleliğini savunur hale geldi. Para, dünya, şan, şöhret için çalışmak önemli, değerli hatta saygı duyulacak bir iş gibi gösterildi. Daha sonra öyle bir noktaya geldi ki artık herkes bunlar konusunda hem fikir olmaya başladı.

Bir insan şunu söyleyebilir hale geldi:

Eğer zengin olsaydım da bu şekilde çalışırdım

Eğer siz de haftanın 5-6 gününü geri kalan 1-2 gününü yaşayabilmek için harcadığını hazmedeyenlerdenseniz, neden bahsettiğimizi anlıyorsunuz demektir. Çalışmak için çalışan insanların olduğu bir toplumda yaşar olduk, artık bizi köle yapmıyorlar biz kendimiz "özgür" irademiz ile köle olmayı seçiyoruz. Kendimizi kendimizden azad edebilecek miyiz?

Herkese yetecek bir dünyayı paylaşamıyoruz, 1500 somalilinin öldüğü bir operasyonda 18 amerikan askeri için film çekiyoruz (çünkü 1 yankee = 100 somalili değerinde!), neyi neden yaptığımızı bilmiyoruz, nereye gideceğimizi düşünmüyoruz. Bir kaç gün önce dünyayı değiştirecek fikirleri düşünüyordum, "Her iyilik yapılan kişi üç kişiye iyilik yapsa", "The Venus Project" vs.

Sanırım "Bill Gates' i müslüman yapmak" listenin başına konulabilir. Bunun anlamı dünyanın en zengin adamlarından birinin Zekat ödeyeceği yani her sene elindeki tüm değerlerin 40/1 ini fakirlere dağıtacağı anlamına geliyor. Belki sadece Bill Gates' i müslüman yapmak tek başına dünyadaki açlığı çözmeyecektir, ama ütopik bir şekilde tüm dünyanın zekat verdiğini düşünün. Bu ütopik dünyada fakirlik diye bir sorun olmayacaktı.

Bugünün global dünyasında yaşayan insanlar olarak her saniye suçluluk duygusu içerisinde olmamak mümkün olabilir mi? Benim doğduğum yer ondan daha iyi, o daha doğarken kaybediyor. Ben komşumdan daha çok kazanıyorum, benim şansım yaver gitti, kolum ve bacağım var, görebiliyorum ve konuşabiliyorum. Oradan insanlar savaşta ölürken ben MSN' de arkadaşlarımla muhabbet edip blogumda züppelik yapıyorum, suçluluk duygusu içerisinde olmamak mümkün mü?

Sanırım bunun tek çözümü İlahi Adalet' e inanmak, bilmek değil idrak etmek. Hiç bir şeyin kimsenin yanın kalmayacağını ve kimsenin sınavının başka biri ile aynı olmadığını anlamak.

Şimdi hepinize Happy Xmas, Hannukah ve new year...

* The Venus Project ve Zeitgeist Addendum -çok tek taraflı bir film, izlerken yargınızı kaybetmemeye çalışın- bunu tetikledi

Yorgunum Dostlar

Artık neden blog yazmadım, 15-20 gündür neden gözükmüyorum vs. gibi konuları yazmıyorum bile. Çünkü ben sıkıldım, sizin ne kadar sıkıldığını tahmin bile edemiyorum.

Herneyse şimdi hızlı şekilde neler oldu, neler bitti?

  • Sistemi yeniledim, yeni bir harddisk, yeni bir işlemci, yeni bir grafik kartı aldım,
  • Hazır o kadar şey yapmışken Vista x64' e de geçtim,
  • 10 senedir beklediğim Fallout 3 çıktı (bunun hakkında daha sonra detaylı yazacağım inşallah)
  • Yılbaşı nedeniyle onlarca süper oyun piyasaya çıkıyor ve çıktı onlarla vakit harcıyorum, şu aralar oynadığım oyunlar:
    • Mass Effect
    • Fallout 3
    • Call of Duty 5 : World at War (Multiplayer Beta)
    • Soul Calibur IV
  • Arada bir baktıklarım da:
    • King's Bounty
    • Mirror's Edge
  • Genel olarak sağlığım iyi olsa da inanılmaz bir halsizlik hali içerisindeyim, kansızlığım azdı herhalde,
  • İş yoğunluğum normalin üzerinde, bu dönem çok yoğunuz dolayısıyla pek kendime vakit ayıramıyorum,
  • Sitenin SSL' i nin yenileme tarihi geçti, bu da blog ekranlarının SSL desteğinde sorun çıkardı, vs. vs.
Bunların içerisinde sizi ilgilendiren bir şey var mı? Muhtemelen yok.

Bütün bu dönemde ben gene aktif paylaşıma FriendFeed, Twitter ve RSS Paylaşımından devam ediyordum. Dolayısıyla blog' ta yeni yazı yokken canınız sıkılırsa buraları takip edebilirsiniz.

Eğer Başka Bir İş Yapacak Olsaydınız

Etiketler cat-personal, meme, is, hr, hayat, 17.10.2008

Bu zaman zaman aklıma gelir, eğer şu an yaptığım şeyi yapmıyor olsaydım olsaydım ne yapardım?

Ben genelde istediğim şeyin peşinden giden insanlardan biriyimdir ama buna rağmen hayatın rüzgarını, gerçekçi planları ve elimdeki kaynakları kararlarıma da dahil ederim. Dolayısıyla bir konuda 10 sene harcadıktan sonra bam başka bir konuya atlayacağımı sanmıyorum.

  • Oyun Programcılığı
    Oyun programcılığı içimde kalmış uktelerden biridir, hatta bundan 4,5 - 5 sene kadar önce oyun programcısı olarak bir firmada başlıyordum, sonra olmadı.

    Lakin C++ taki deneyimsizliğim, çok güçlü bir matematik hatta fizik altyapımın olmaması ve deneyim kazanacak imkan olmaması yüzünden sanırım hiç bir zaman bu konuda uzmanlaşamadım.
  • Oyun Yazarlığı
    Oyunlar benim en büyük hobilerimden biridir, sadece oynamak değil kültürü, tuhaf oyunları görmek, yeni akımları incelemek vs. O yüzden her zaman oyun tanıtım yazılarını profesyonel olarak yapmayı da düşünmüşümdür. Lakin kalemimin güçlü olmaması, sektörün maddi yönden tatmin edici olmaması gibi etkenlerden hiç ciddi olarak düşünmedim bile.
  • Web Girişimcisi
    Bir çok kişinin web girişimciliği sadece son senelerdeki patlamaya dayanırken benim hayallerim yaklaşık 9-10 sene önceye dayanıyor (dot-com bubble' ı ve sonrası). Hani şu Google' un henüz Google olmadığı günler. Kişisel bir sürü fikir yanında ilk çalıştığım firmalardan birinde Ali Baba benzeri bir sistem kurmaya çalışıyorduk, bu sırada Türk Ticaret.net açılması ile bizim projemizde hafiften elimizde patlamış oldu. Tabii ki projedeki teknik ve iş planındaki yetersizliklerden bahsetmiyorum bile. Bu dönemde Gitti Gidiyor' un kurucu ekibi ile de hem tanıştık hem de birlikte çalışmıştık. O dönemden bu zamana adam gibi pek internet firması da Türkiye de ayakta duramadı, duranlarda Gitti Gidiyor gibi gerçekten ciddi bir konuma geldiler.

    Bunun yanında bir çok startup' ın kurulum sürecinde teknik ekipte geliştirici olarak ya da güvenlik/yazılım danışmanı olarak bulundum, şu an da bir kısmı battı, bir kısmı ise keyfi yerinde devam ediyor. Dolayısıyla klavyede uyumayı, mcdonalds' larda plan yapmayı, evlerde switch' leri kurup yazılım geliştirmeyi, dışarıdan gelen pizzalar ile gün boyu hayat geçirmeyi ve günün sonunda multiplayer bir oyun atmanın tadını bilirim. Nitekim bazen sevdim, bazen nefret ettim...

    Web girişimciliği benim uzun soluklu hayallerimden, internet ikinci dot com furyasını yaşarken belki bir fırsat bulur ben de sızarım. Girişimcilik artık bir çok açıdan daha kolay, dolayısıyla hareket etmek için de güzel bir vakit.
  • Yazarlık
    Deneme ve kısa hikaye yazmak sevdiğim işlerden, özellikle bir bilim-kurgu/polisiye arası bir roman yazmayı isterdim ama gel gör ki yeteneğim yok (pardon şöyle ifade edeyim : dünya beni anlamaya hazır değil), yeteneğim de olsa kim yazarlıktan para kazanmış ki?

    Daha çok teknoloji ile alakasız olmak istediğim şeyler yazabilseydim keşke ...

Açıkçası hadi ben "meme" yaptım, gitsin herkes yazsın ya da "sen", "sen", "bir de o köşedeki ufak blog sahibi, sen" yaz demeyi sevmiyorum ama siz ben bunu memelerim yazarım derseniz de kimseyi tutacak değilim. Yaparsanız da adresi yorumlara link olarak bırakın lütfen.

Açıkçası benim merak ettiğim bir konu, okuyuclardan da yorumları bekliyorum. Şu anki işinizi yapmasaydanız ne yapardınız? Ya da şöyle dile getireyim "Büyüyünce ne olmak istiyorsun çocuğum?"

Paul Graham ve Girişimcilik Dersleri

Bugün bir çok Paul Graham makalesi okudum, How to Start a Startup yazısında şu dikkatimi çekti.

...

So who should start a startup? Someone who is a good hacker, between about 23 and 38, and who wants to solve the money problem in one shot instead of getting paid gradually over a conventional working life.

..

The other cutoff, 38, has a lot more play in it. One reason I put it there is that I don't think many people have the physical stamina much past that age. I used to work till 2:00 or 3:00 AM every night, seven days a week. I don't know if I could do that now.

...

During this time you'll do little but work, because when you're not working, your competitors will be. My only leisure activities were running, which I needed to do to keep working anyway, and about fifteen minutes of reading a night. I had a girlfriend for a total of two months during that three year period. Every couple weeks I would take a few hours off to visit a used bookshop or go to a friend's house for dinner. I went to visit my family twice. Otherwise I just worked.

Doğal olarak yazıyı okurken kendimle kıyaslıyorum ve Graham' ın burada bahsettiği şeyleri ben 18-22 yaşları arasında yaşadım ve maalesef deneyimsizlik ve nasipsizlik yüzünden istediklerimi alamadım. Şimdi ise bunları yapmak bana çok uzak geliyor yani 23 yerine bu işe çok erken girmek beni henüz 38 olmadan 38 gibi hissettirmeye başladı. Tabii ki bu senelerdeki boşa küreklerimiz deneyim olarak geri döndü inşallah ama eğer bir defa daha cesaret eder ve bir startup denersem o zaman göreceğiz, bir daha böyle çalışabilecek miyim? Ya da önceki deneyimler işimize yarayacak mı?

Bu arada söylemeyi unuttum, biraz bariz ama gene de söyleyeyim "tatilden döndüm" :)

Yeni Tasarımın Yapılışı - I

Bir süredir yeni tasarım yayında. Yeni tasarımı yaparken bir nevi geliştirme günlüğü tutmuştum. Ne yaptım, neler kötü gitti, neler güzel gitti, hangi kaynakları kullandım vs. gibi. Bu dokümanları parça-parça yayınlamaya başlıyorum. Bu serinin birincisi, çok uzun değil bunun gibi 2-3 bölüm daha var. Bütün seri bittikten sonrada genel olarak ne bekliyordum, ne buldum yazısı yazmaya çalışacağım.

Gereksinimler

  • Temiz ve kullanışlı bir tasarım
  • Geçerli XHTML Strict veya Transitional
  • Eskisi gibi tablosuz CSS temelli tasarım
  • 1024*768 ve yukarısı çözünürlüklerde verim
  • Ortada “fixed” 960px layout, bu şekilde okunurluğun daha yüksek olduğunu düşünüyorum
  • Geçerli XHTML Strict veya en azından XHTML Transitional kodu olması
  • Geçerli CSS 2.1
  • Tüm sitenin UTF-8 olması
    Şu anki sistemde sitenin yarısı UTF-8 ama hepsi değil bu hem teknik sorunlara neden oluyor hem de bazı durumlarda Türkçe karakterlerin doğru gösterilmesine engel oluyor.

Ekstra Eklenecek Özellikler

  • Tamamen yeni ASP.NET altyapısı, Sistemin bir kısmı zaten ASP.NET ama hepsini ASP.NET’ e geçirmek istiyorum
  • Yorumlar için CAPTCHA desteği
  • AJAX ile yorumları okuma ve yazma
  • Site arşiv sayfaları
    • Tag tabanlı arşiv
    • Tarih tabanlı arşiv
    • Ana konu tabanlı arşivler
      • Projeler
      • Araştırma Dokümanları
      • Download
  • Yeni yorumlardan e-mail ile haberdar etme
  • Trackback gönderme ve kabul etme
  • İngilizce arabirim desteği, ikinci adım

Tasarım – 06.04.08

Ben tasarımcı değilim ama tasarımcı olarak bir geçmişim var. Yeni tasarımdaki amaçlarımdan biri daha okunaklı ve daha temiz, curcuna olmayan bir tasarım sunmaktı. Bir şeye başlamadan önce ilham almak için beğendiğim blogların tasarımlarına ve güzel tasarımları listeleyen ilham sitelerine baktım. Kendi beğendiğim blog sitelerine bakarken komik bir şey farkettim, bu sitelerin hiçbirini aslında ziyaret etmiyorum sadece RSS’ ten okuyorum. Bu da “içerik kraldır” lafını tekrar onaylıyor. Tabii ki bunu kendime bahane etmiyorum!

Bu şekilde sağı - solu bir saat kadar dolaştıktan sonra, kendi arşivimdeki eski yaptığım çalışmaları incelemeye başladım. Grafik konularından o kadar uzak kalmışım ki bir şey yapmak çok zor geliyor. O yüzden daha formdayken yaptığım çalışmalardan çalmayı düşünüyordum. Eski PNG dosyaları arasında bir saat kadar harcadıktan sonra ve Fireworks CS3 ile de bir kaç deneme yaptıktan sonra eski materyalleri değiştirip güzel ve basit bir logo çıkardım kendime.

clip_image001Ben genelde tasarıma logodan başlarım daha sonra da tüm konsepti logo üzerine kurarım. Bu seferde gene o şekilde yaptım. Soldaki logoyu tasarladıktan sonra, bunun üzerine tasarımı geliştirdim.

Önce gazete benzeri bir konsept yakalamaya çalıştım, bu adımda bir kaç rasterize efektli fotografta denedim ama istediğim gibi olmadı, bu sırada daha basit bir aşağıdaki çalışmaya ulaştım.

clip_image002

Ama bu sefer siteyi aşağıdaki gibi, 960px, 2 kolon fixed istiyordum.

clip_image003

Bu şekilde istememin ana nedeni ise orta içeriğin 500px gibi sabit bir şey ile limitleyebilmekti. Dolayısıyla yukarıdaki tasarımı değiştirip, bu şablona uyacak bir hale getirdim. Son zamanlarda wordpress temalarında popüler olan alt kısmı farklı bir renk ile ayırma işlemi de çok hoşuma gittiği için bir de ek bir renk ile footer çalıştım ve ortaya aşağıdaki çıktı.

clip_image005

Deneyimli tasarımcılar çoktan farketmiştir istediğim şablon / CSS Layout ile yukarıdaki tasarımı birleştirmede temel bir arka plan sorunu var. Bu yüzden Logoyu tamamen transparan bir arkaplan ile çalıştım ve header ve footer arka planlarını da yatay olarak tekrar edebilecek bir hale getirdim. Orjinal resimler 1600px uzunluğunda dolayısıyla bir çok monitörde zaten tekrar etmelerine gerek kalmayacak ama tekrar ederlerse de bu tamamen gözükmeyen bir geçiş ile olacak. Basitçe resimlerin soldaki başlangıçları ile sağdaki bitişlerini aynı çizgi üzerinde tuttum. Düz olmadıklarından dolayı bu biraz vakit aldı ama sonunda oldu. Bu işlemi yaparken “Ruler” ve “Grid” leri görünür hale getirmek çok işinize yarayacaktır.

Bütün bunları yapmak ve yukarıdaki hale getirmek yaklaşık 6-7 saat sürdü. Cumartesi öğleden öncem bu işe gitmiş oldu. Pazar sabahı da tasarımdaki son detaylarla oynayıp HTML’ e aktarmaya başladım.

Bir sonraki yarın yazı Pazar sabahından devam edecek....

Süper Makale RIATalks' un Ardından

2748829625_54aeb15284 Cuma ve Cumartesi RIATalk's taydım ve iki konuda konuştum.

  • Insecure Trends in Web 2.0 / Web 2.0 Uygulamalarında Güvenlik Sorunları
  • Flash Uygulamalarında Güvenlik

Etkinlik Bahçeşehir üniversitesi Beşiktaş kampüsündeydi. Okunacak değil de daha çok tatil yapılacak bir yer tadında harika bir manzarası vardı. Özellikle benim gibi uzun süredir denizden uzak kalan biri için boğaz manzarasında kola yudumlamak büyük bir keyifti.

Birinci sunum olan "Web 2.0 Uygulamalarında Güvenlik Sorunları", "Kurumsal" sunumların yapıldığı daha küçük olan salondaydı ve çok daha keyifli geçti, katılımcılar hem sunum sırasında hem de sunumun sonundaki fikir paylaşımı kısmında tam bir harikaydı. Buradan teşekkür ederim kendilerine de.

İkinci sunum ise "Flash Uygulamalarında Güvenlik" ti. Sunumun içeriği gereği çok fazla teknik bilgi vardı ek olarak güvenlik ile ilgili bilgiye de ihtiyaç vardı, dolayısıyla kendimi CSRF, XSS nedir' i anlatırkem buldum ki bu da tüm sunumu teknik olarak iyice karışık yaptı. Buna rağmen fena geçmedi ama bir daha katılımcıların %80' inin rahatça takip edebileceğine inanmadıktan sonra bu kadar teknik sunum seçmemeye karar verdim. İkinci sorun salon o kadar büyüktü ki sahnede de değilde televizyonda sunum yapıyormuş gibi hissettim. Buna rağmen bir çok kişi iki sunumun da çok güzel olduğunu söyledi, her ne kadar ben ikinci sunumda tuhaf hissetsem de o aslında iyi geçmiş.

Bunun harici bir çok eski arkadaşımı gördüm, yeni süper insanlar ile tanıştım, bir de konferans sonu arkadaki cafe' de gizli bir güvenlik toplantısı da yaptık. Dolayısıyla arada sosyalleşme şansı da buldum. Türkiye' nin internet camiasının yakınlığını acayip seviyorum, sanki herkes birbirini liseden beri tanıyormuş gibi.

İki sunumun da hem slaytları hem de videosu online olacak. Insecure Trends in Web 2.0 zaten ingilizce olarak üzerinde çalıştığım bir makalenin türkçe sunumuydu, dolayısıyla çok daha detaylı bir makale o konuda gelecek inşallah.

Aşağıda RIATalks hakkında konuşan blogların adreslerini veriyorum. Sunum ve videoları bekleyemeyenler için bazı yazılarda benim sunumlarımın teknik detayları da var.

Fotoğraf için Arman Acar' a http://www.flickr.com/photos/el3ctro/2748829625/ ya teşekkürler.

Takıntı...

Neden başladığımı hatırlamıyorum ama artık bırakmak mümkün değil...

Güncel Notlar

  • Son bir haftadır soho' da çalışıyorum, kaynak kod incelemesi, bu da günümün ekstradan 2,5 saatinin kaybolmasına neden oluyor ve döndüğümde gayet yorgun oluyorum. Bu da diğer tüm işler ile ilgilenmemi engelliyor. Bir hafta daha oradayım
  • Getting Real' ı daha önceden okumaya başlamıştım ama bir türlü adam gibi oturup bitirme fırsatım olmamıştı, bugün onu bitirdim. Hakkında konuşmak istediğim çok şey var ama genel olarak tam bir başyapıt.
  • PSP Killzone, Grid ve Puzzle Quest oynuyorum,
  • Bugün bir çin restoranında biraz çin yemeği denedim, bu adamların mutfakları ingilizlerden bile beter, aman bir daha Allah korusun.
  • Çok film izledim, ama şu iki tanesi süperdi : The Island ve Atonement
  • Lost' un son bölümünü izledim, nedense eskisi kadar sarmamaya başladı.
  • Bir süre önce Prison Break izlemeye başladım, ilk sezonun sonlarındayım.
  • Televizyon izlemeyi tamamen bıraktım sadece dizi ve film izlemeye başladım.
  • NetBouncer için yeni planlar yaptım, inşallah iki hafta sonra ilk versiyonu yayınlıyorum. Şimdiden denemek isteyen SVN' den son versiyonu indirebilir.

Bunlarda son haftanın genel notları:

04 June 2008

twitter 5:55 PM: fmavituna: onsite for 2 weeks, can't even read e-mails, see you 2 weeks later twitter!

Google Reader Testing a personal firewall solution, a couple of resources

02 June 2008

twitter 12:06 PM: fmavituna: @YuSuPh Ilginc bir ozellikmis, textarea da calisti benim icin ama eger tablo varsa yazi yerine direk tabloyu seciyor.
twitter 12:05 PM: fmavituna: checking out PHPSecInfo slides, quite nice idea : http://tinyurl.com/4oyw8v

Bookmarks The NTLM Authentication Protocol
Bookmarks The simExchange - The Video Game Prediction Market

Google Reader New Fallout 3 Pictures
Google Reader Slides from php|tek 2008
Google Reader Scurvy Again: Slides & Demo

01 June 2008

twitter 12:05 AM: fmavituna: Trial of Assault Heroes expired, looking for some other stupid game to kill time
twitter 12:05 AM: fmavituna: @YuSuPh ben de hemen kutlayayim :) Nice senelere...

Bookmarks Common Exception Types
Bookmarks Shmoocon 2008 Videos

Google Reader Online Poker Software hacked by insiders at UltimateBet.com
Google Reader Holy crap, Shmoocon 2008 videos

31 May 2008

twitter 5:33 PM: fmavituna: librarything' in oyunlar icin olan versiyonu var mi? Uzun suredir ariyorum bulamadim boyle bir site.
twitter 4:52 PM: fmavituna: @YuSuPh bende FF eskisi gibi baska bir sitenin ikonunu karistirmis saniyordum, hakikaten tirtmis ikon.
twitter 4:51 PM: fmavituna: I've started play GRID today, such a brilliant game. I think they tuned the controls, it's a bit easier than demo.

30 May 2008

twitter 2:29 PM: fmavituna: this week was so boring and sleepy, let's goooo homeeeeee
twitter 11:06 AM: fmavituna: this market getting hot - http://tinyurl.com/55thft
twitter 9:05 AM: fmavituna: this is a potential break up song lalala llalla, bu sarki kafamda dun geceden beri, cok fazla pop etkisinde kaliyorum bu aralar.

Bookmarks HOW TO FIND MEMORY LEAKS WITH CLRPROFILER | Dev102.com
Bookmarks Download details: CLR Profiler for the .NET Framework 2.0
Bookmarks Deblector - Release: Deblector 1.0
Bookmarks Denis Bauer's Reflector.FileDisassembler

Google Reader Strong Opinions, Weakly Held
Google Reader Microsoft Kernel kaynak kodları açıyor

twitter 10:30 PM: fmavituna: Looking beta testers for Centralised I/O Validation Library for ASP.NET - http://code.google.com/p/netbouncer/ it's in Alpha stage.
twitter 9:53 PM: fmavituna: changed ads in the blog, installing Pex, replying e-mails and bloody bored. lots of things to do, not enough time...
twitter 1:44 PM: fmavituna: why you shouldn't use xbox as a server http://tinyurl.com/2oyah9
twitter 12:31 PM: fmavituna: @aft bu gmail in basina o kadar dert olmus ki ozel uyari gosteriyorlar firebug ile gmaila girince.
twitter 12:29 PM: fmavituna: sanirim bu tum gurbetcilerin basina geliyor, asiri sinirlenince Turkce kufretmeye basliyorum, ingilizce kesmez oluyor.

Bookmarks pickaproxy.com - geospoofing your cyber presence
Bookmarks More built-in Windows commands for system analysis

Google Reader İlham kaynakları
Google Reader Fallout 3: The Al Qaeda Connection!
Google Reader pickaproxy.com - geospoofing your cyber presence
Google Reader massive digital ceiling clock
Google Reader Windows 7 ekran görüntüleri dışarı sızdı

Günler...

Günler geçiyor, son zamanlarda yazamıyorum. Çeşitli nedenleri var, sanırım istememezlik, bezmişlik, "Neden arama" bunlardan bazıları. Bu aralar yazmak istiyorum, en az yazmamak istemediğim kadar. Paylaşmak, anlatmak istediğim çok şey var ama maalesef düşünmek ve ekrana dökmek farklı süreçler, aynı anda çalışamıyorlar.

The Escapist' den Simplified Systems yazısı ile Getting Real' daki özellikleri, Zayıf Olduğunu bilmeyi ve amaca ulaşmayı kafamda irdeliyorum. İfadesizliği düşünüyorum, yazmanın ne kadar zor olduğuna bakıyorum. Hayatımın %25' inin benim, hatta aslında onun da benim olmadığını düşünüyorum...