Bu mu ?

27-8-2003

Hayat gerçekten filmlerde bize yedirildiği gibi mi ? Huh tabii ki değil...

Her gece kısık gözlerle baktığım bu yansımalarda hep ani karar anları vardır ve karakter5in tüm yaşamı değişiverir. Çünkü ani kararlar her zaman sizi çekici, vurdumduymaz, kararlı ve egzotik kılar. Bu da tabii ki her sağlıklı kişinin dualarındaki şeylerden biridir. İşte bu biz fanileri etkilemeyi seven Hollywood dahilerinin rahatsız edici yanlarından biri.

Hayatı sorgulamak zor olduğu kadar ağır bir iş aynı zamanda. Sessiz bir ortam , kendini tanımak, klavye tuşları ile kaçak aşklar yaşamak. Bunların hepsi zor ve kendine özgü işler.

Her gece kendimizi ne kadar buna bırakabiliriz ki ? Sevişmek gibi içten gelen bir şey ama yemek gibi bir ihtiyaç değil yapmadan da gidiyor maalesef, boşalmadan da yaşayabiliyor insan. Boktan bir kase gibi, arada taşmalar masaya kadar bizi taşıyabilir.

Dengesiz karakterler altında dengeli bir dünya kurmak, tuhaf bir yazı yazmak, anlamsızlardan zevk almak ve anlamlaştırmaya çalışmak, daha bir çokları olduğu gibi boş işler. Neye göre boş neye göre dolu önemi yok, aslında bir çoğunun önemi yok biz üretiyoruz veya sanıyoruz.

Unuttuğumuz noktalar var üretmek yada üretmemek aslında bir konu değil esas konu ruhlar arasındaki adalet. Yaptığınız iş size büyük olabilir ya da dostunuz sadece bir köpek olabilir, ancak kişi kendine var. Sana, bana yada topluma değil, hatta kendine olan kişi iki kat saygı hak eder, benim senin hiçbir zaman edemeyeceğimiz kadar belki de.

Geceleri duygu seline kapılmak ve endüstriyel zırvalardan uzak kalmak iyi geliyor bazen, Işığı kapamak monitörün gözlerini rahatsız etmesine izin vermek, kalem tutmayı unutmuş parmaklarına yeni aşkları tattırmak, bu boktan çöplüğü bir kat daha pisletmek. Hepsi güzel şeyler, tabii güzel diye bir şey varsa.

Anlam karmaşası yaşadığımız ciddi sorunlardan, yada bunu da ciddi bir sorun yapıyoruz, iletişim çağında iletişmekten aciz biz bir grup insan ne yapıyoruz ?

Neyi arıyoruz ?, Ne içiyoruz ?, Yada bir önemi var mı ? Dün ne yaptın ? Gece yatakta aklına bir şey geldi mi ? Yoksa sadece yatağa girdin ve bir sonraki güne filmlerde gördüğün boktan bir cornflakes ile mi başladın ?

Kahvaltı Winamp ile Online Nu Metal radio' mu dinliyorsun ? Yoksa www.modernrock.com mı ? Dostum ciddi sorunların olduğunu anlamak için tekrar tekrar tüketime küfür eden hollywood zırvalarına ihtiyacın yok....

İçeride yaşayıp hiçbir zaman dışarıya çıkamayacağını bilerek tepinmek ve her an sütün koyulaşmasını beklemek. Acı dolu bir aşkın başlangıcını ve arzuların kapanmasını beklemek gibi mi ?

Ah işte kutulardan birini kapattım, edison' un hediyesi de durdu, etraf şimdi karanlık, pixellerden saçılan ışık parçaları, duvarda kendini bana savuran perdenin karanlığı. Gecenin içinden kısık sesler, seyahattekilerden metal gürültüler...

İstanbul İstanbul olmayan bir yerinde, deniz gören bir evdeyim. Sabahları sert tereyağı ve böğürtlenli olmayan koyu reçel yiyorum. Balkon önünde bir kutu, kutunun önünde ben ve büyük bir klavye. Sabah kalktığım gibi duruyor saçlarım saat gece on bir suları.

Sebebinin bilmeden ağlamak istiyorum, çok oldu çünkü ağlamayalı, unutmamalı insan bazı şeyleri, duyguları. Aynı filmlerde kaçırdığımız kareler gibi hayat bazı şeyleri kaçırıyor ama umursamıyoruz. Sonra bir bakmışız ki hepsi hayatımızda yada çoook uzaklarda...

Kocaman içten bir offff bu küçük gecenin sonu benim için, kocaman bir offff hiçbir şey yapmak istemeye bedenime, bende herkes gibiyim gönlüm uzaklarda hayatım ise bu boktan çukurun boktan bir kenarında...

Recent Blog Posts

See all of the blog posts