Bilimsel Cevaplar

17-2-2010

Her zaman insanları okumak konusunda iyi olduğumu düşünmüşümdür ve bu hislerime güvenmediğimde başıma gelenlere bakarak sandığımdan daha da iyi olduğumu söyleyebilirim, ama zaten kendi hakkımızda ne biliyoruz ki?

Eğer birine Evet / Hayır noktasına gelebilecek bir soru sorarsanız iki farklı bilgiye dayalı iki farklı cevap gelme ihtimali var.

Mesela "Zafer evde mi?"

Genelde bir kişi cevabı malum yerinden atıyorsa bunu anlamak pek zor olmuyor, ki bu durumda ilk işim kanıt aramak oluyor "Zafer' i en son ne zaman gördün?" , "Eve kaçta geldi?" vs.

Örnek olarak basit bir konuyu seçtim, ben aynı diyalogu bir çok konuda yaşadım. Normal diyaloglarda insanların bunu yapmasına çok alışkınım, mesela saçma bir istatistik konusunda sanki kendileri 1000 kişi ile bizzat röportaj yapmış gibi konuşurlar. Kendilerine kaynak sorunca Hürriyet' i, amcalarının oğlu Muzaffer' i ve Wikipedia' yı gösterirler ama aslında konu hakkında sadece fikirleri vardır, buna rağmen cevapları her zaman kesindir.

Aynı komik diyalogu tarih kitaplarında da zaman zaman görülür "Padişah zötterö kendisine hastır oradan diye yeni çerinin ağlamasına kulak asmadan Mehmet ve Ahmet ile birlikte, zöttöre ağacında sallandırdı, çünkü Katerina onu gaza getirdi." Tarihçilere sorduğunuz da çok gülerler bunlara.

Açık konuşmak gerekirse bu tip kesinlikle bir şey aktaran ya da cevap veren insanların becerilerine hayranım, çünkü gerçekten bilmediğin bir konuda kesin konuşmak etkileyici bir yetenek ve iş dünyasında adam kafalamaya çok yarar, tabii ki karşında senin bunu attığını ya da gerçekten yeterli derecede bilmediğini anlayabilecek birisi yoksa. Bkz: fizzbuzz yazamayan programcı işe alan bir dünya firma.

Buna rağmen özellikle teknik konularda bunu yapmak feci bir hatadır. Ben birlikte kod yazdığım birine 10.000 elemanlık bir datayı "SortedList" te mi daha hızlı buluruz yoksa "List" te mi dediğimde kişinin cevabı ya "SortedList" ve "List" bilgisinin çok iyi olmasına dayanmalı ya da kendi bizzat bu işi denemiş ve benchmark' larını yapmış olmalı. Aksi takdirde "Bilmiyorum" ve "Emin değilim" dışında vereceği tüm yanıtlar faydadan çok zarara neden olacaktır.

Özetle tahmin ettiğiniz şeyler konusunda denemeden "Budur" ya da "Değildir" demeyin, ya da bunu söylerken çıkış datanızı belirtin. Benimle çalışmış olanlar bilirler genelde bir bilgi elime ulaşır ulaşmaz, bir sakatlık olduğunu hissedersem klasik sorularımdan biri şudur "Neye dayanarak?", bakalım boktan bir dayanak noktan mı var? Yoksa gerçekten söylediğini biliyor musun? Bazen söyleyen kişide bunu irdelememiş olabilir, normaldir, siz söyleyince düşünür o da hak verir.

İlginç bir şekilde bunun insanlar arasında inanılmaz yaygın bir davranış olduğunu gördüm, bizzat ailem, akrabalarım bir sürü arkadaşım hepsi bu şekilde ve şahsen beni deli ediyorlar. İlginç bir şekilde sanırım işin doğal bu. Eğer %50 üzerinde bir şeye inanıyorsan %100 biliyormuş gibi "Evet" veya "Hayır" deme hakkına sahipsin. Normal hayat üzerine bir uzmanlığım yok ama teknik konularda bunu yapıyorsanız ciddi sorunlar var demek.

Masanın söyleyen tarafındaysanız söylediklerinizi ve söyleyiş biçiminizi iki defa düşünmeye başlayın eğer dinleyen kısmındaysanız "all input is evil until proven otherwise" deyişindeki gibi gelen girdinin doğruluğunu onaylayın ve insanların tonundaki o emin olmama tınısını tanıma konusunda kendinizi geliştirin.

Bu aralar "öğreten adam" modunda yazmaya başladığımı fark ettim, buradaki her yazı benim naçizane deneyimlerimin çıktısıdır (doğru, yanlış, hatalı), ben kendi kişisel balonumdan yayın yapıyorum, öyle kabul edile.

Recent Blog Posts

See all of the blog posts